FATOŞ DURAK GÖZ KAMAŞTIRIYOR

BU KIZDA AMAZON RUHU VAR Osmanlı'da dönemin en adaletli en vicdanlı kadılarından Hüseyin Vural'ın dördüncü nesil torunu Fatoş Durak "Kadı torunu olmaktan gurur duyuyorum"

FATOŞ DURAK GÖZ KAMAŞTIRIYOR

BU KIZDA AMAZON RUHU VAR Osmanlı'da dönemin en adaletli en vicdanlı kadılarından Hüseyin Vural'ın dördüncü nesil torunu Fatoş Durak "Kadı torunu olmaktan gurur duyuyorum"

FATOŞ DURAK GÖZ KAMAŞTIRIYOR
20 Kasım 2021 - 09:49

BU KIZDA AMAZON RUHU VAR

Osmanlı'da dönemin en adaletli en vicdanlı kadılarından Hüseyin Vural'ın dördüncü nesil torunu Fatoş Durak "Kadı torunu olmaktan gurur duyuyorum"


BU KIZDA AMAZON RUHU VAR

CEMAL BİLGE

İZMİR - Önümüzdeki günlerde İstanbul'da bir televizyonda önemli bir programın sunuculuğuna getirilen Fatoş Durak'ın herkesi imrendirecek bir geçmişi var.

 Sunuculuğun yanında başladığı ve bitirmek üzere olduğu bir de kitabı olan Durak "Çok yakında televizyon ve edebiyat dünyasında beni bekleyen yeri alacağım. Yapacaklarım tarihime ve geçmişime bir şükran ifadesidir" diyor

İzmir'in önde gelen ailelerinden Durak'ların kızıdır Fatoş. Yaşının en güzel kadınlarındandır. Sarıdır, sarışındır, bembeyaz bir tene, harika bir çift göze sahiptir. Mükemmel bir diksiyona, pek çok kadında görülmeyecek savaşçı bir ruhun da sahibidir.

BU KIZDA AMAZON RUHU VAR

Hatta bir kesim arkadaşı Fatoş'a "Bu kız da Amazon ruhu var" derler de Fatoş kendisi için yapılan bu tanıma güler, zira "Bende ki enerjinin kumaşından bir değil 5 Amazon çıkar" der ve bu yüzden de yapılan Amazon benzetmesini pekte yeterli bulmaz kendisine.

Aslen Çeşmelidir. Her ne kadar Çeşme'de doğmamış Konak İlçesi'nin Hatay semtinde dünyaya gelmişse de "Çeşmeliyim" demekten büyük bir onur duyar, kendisini böyle ifade etmekten de büyük haz alır.

Korkusuz bir kadın Fatoş. "- Hiç mi hiç bir şeyden korkmuyorsun?" diye sorulduğundaysa "- Bir tek Allah'tır korktuğum. O'nun dışında beni korkutacak bir sebep göremiyorum" der.

İYİDİR HOŞTUR BİR O KADARDA

Sevecendir, hayat dolu, ataktır. Vicdanlıdır, merhametli, duygusaldır. Haksızlığa uğradığında, yüreği yandığında, canı burnuna getirildiğindeyse bütün bunları bertaraf eder gerçek bir savaşçıya dönüşür.

Kadı dedesinden olsa gerek ailenin bütün fertleri gibi oda hayat karşısında adaletli yaşamdan yana bir felsefe güder. Bunun da anlamı şudur "- Hak yemem, hakkımı yedirmem" dir özetle.

Şu günlerde İzmir, Dikili'den Selçuk'a O'nun başlayacağı televizyon programında yapacağı sunuculuğu konuşuyor. Hatta bazı yerlerde bunu alenen tartışmaya açanlar var.

RENKLİ BİR KİŞİLİK FATOŞ DURAK

Dedik ya, Fatoşİzmir'in önde gelen ailelerinden Durak'ların kızı. Kentte onları tanımayan olmadığı gibi sevmeyen yok. Renkli bir kişilik Fatoş Durak, gülümsemenin en çok yakıştığı kadın profillerinden.

Bir kere gülümsemeyegörsün, güller açar yüzünde, hele bir de kahkaha attı mı, çağlayanlar gibi çağlar sesi tüm şehirde. Bugüne kadar kimseyi incitmemiş kadı-torunu. Kimsenin de kendisini incitmesine izin vermemiş.

Hayatı bir terazinin iki kefesinin düzlüğünde yaşıyor. Ne hakkın kefesi aşağıya inebiliyor ne haksızlığın kefesi yukarıya çıkabiliyor. Anlayacağınız Fatoş hayatı kusursuz ve dengede yaşıyor.

Birlikte yaşadığı dünya güzeli bir annesi var. Ana-kızdan çok abla-kardeş gibi hayatları var. Herkesin gıpta ile baktığı bir ilişkidir onlarınkisi... Bu arada itiraf edelim ki Fatoş, İzmir'in en güzel annesinin kızı. Daha açık ifade etmek gerekirse : Olağanüstü güzel bir kadından dünyaya gelmiş bir sarı şeker bizimkisi.

İZMİR O'NUNLA GURUR DUYACAK

Şimdilik yüzeysel anlatıma noktayı koyalım ve İzmir'in yakın zamanda ekranda boy göstereceği, sunuculuğu ile övüneceği kadınını anlatalım sizlere.

İstanbul'da ki yapımcı aylardır takip etmiş Fatoş'u. Hem de öyle böyle bir takip değil. A'dan Z'ye bir izleme yapmışlar. Kimlerle konuştuğunu, nerelere gittiğini, neler yaptığını etraflıca araştırmışlar.

Özel hayatında olumsuz hiç bir şeye rastlamamışlar. Aksine nereye el attılarsa hep güzel ve olumlu gerçekler çıkmış Fatoş'la ilgili. Sonra karar vermişler.

İŞTE TEKLİF BÖYLE GELDİ

Demişler ki, "- Biz bir teklifte bulunalım, bakalım kendi ne diyecek bu duruma?"

Teklifi yapmak içinde bayağı beklemiş program yapımcısı ve ekibi. Demişler ki birbirlerine : " - Ya teklifimizi reddederse?"

Sağınmışlar Yaradan'a ve geçip karşısına "- Bizimle çalışır mısın?" demişler, kaşla göz arasında.

Durup şöyle bir bakmış teklifi yapan adama. "- Kimsin sen?" diyecek olmuş, sonra vazgeçmiş. "- Nedir benden istediği, öğreneyim hele" demiş kendi kendine.

"- Evet" demiş Fatoş, "- Sizi dinliyorum buyrun"

Adam önce derin bir oh çekmiş. Sonra başlamış teklifin içeriğini anlatmaya.

"- Efendim biz İstanbul'dan geliyoruz. Adım falan filan. Programımızın adı da filan falan."

KIZ İSTER GİBİ TEKLİF YAPTILAR

"- Eeeee" demiş Fatoş "- Devam edin lütfen"

"- Efendim biz 7 yıllık zorunlu bir aradan sonra geçtiğimiz aylarda sessiz sedasız başlattığımız programımıza ikinci bir ekran yüzü arıyoruz. Ve bu yüzünde bir kadın olmasıdır tercihimiz"

"- Eeee" demiş bir kez daha Fatoş Durak. "- Açık olun lütfen. Girin bir an önce söze"

Adam ıkına sıkına girmeye çalışmış söze ama uzun konuşamayacağından hareketle şöyle özetlemiş teklifi ve sözlerini :

"- Allah'ın emri peygamberin kavliyle sizden sizi bizim programımıza istiyoruz" diyebilmiş adam.

Gülmüş Fatoş Durak. Hatta kahkahalar atmış. "- Ne diyorsun sen kardeşim. Kız ister gibi sunucu mu istenir? Sen şimdi kabul etmem halinde bana bir de gelinlik giydirirsin şu haline bakılırsa"

Durak'ın bu cevabı karşısında Adamın gözü faltaşı gibi açılmış. Ne diyeceğini şaşırmış açıkçası. Aşağıya tükürse sakal yukarıya tükürse bıyık. Çünkü ne sorduğu soru soruya benziyordu ne de Durak'tan böyle bir cevap bekliyordu.

DÜZELTMEYE ÇALIŞTILAR AMA ÇAM DEVRİLMİŞTİ BİR DEFA

"- Galiba yanlış bir ifade oldu. Biz sizin haftanın bir gün yayınlanan programımıza ekran yüzü olmanızı istiyoruz."

"- Ha şöyle be kardeşim. Bunu böyle ifade etmek varken nedir o Allah'ın emirleri, peygamberin kavilleri falan... İyi... Bakarız, düşünürüz sonra da kararımızı bildiririz"

Bir kaç gün içinde 'kadı torunu' Fatoş, ince eleyip sık dokuduğu o düşünme süreci sonunda verdiği kararı karşı tarafa bildirir.

"- Kabul ediyorum"

O ARTIK BİR SUNUCU

Kabul etmesiyle birlikte İzmir'in sevilen ismi, resmen bir televizyon program sunucusu olmuştur artık.

Peki ne yapacaktı, neler yapacaktı, bu konuda bilgisi, deneyimi var mıydı? Bugüne kadar herkes gibi bir vatandaş olan Durak, bugünden sonra sunucuydu artık. Peki nasıl olacaktı. Sıradan bir insan nasıl olacaktı da sıradışı insan konumuna gelecekti. Bu soruların cevabı yoktu ne yazık ki.

En önemlisi bu soruların cevabını herkes gibi kendisi de merak ediyordu. Programın yapımcıları farklı bir yüz arayışındaydı. O yüzü de İzmir'de bulmanın huzurunu yaşıyorlardı. İyi de Fatoş kendisine yapılan bu teklif ve sonrasında kapıları açılacak yeni ve farklı bir dünyadan içeriye girecek olmaktan ne kadar memnundu?

"- Heyecanlıyım" diyor "- Herşey o kadar hızlı ve ani oldu ki. Allah'tan programın yapımcısı ve ekürisi olacağım insanı tanıyorum. O'nu tanımayan yok ki. 6-7 yıl özel nedenlerle İzmir'deydi. Bütün İzmir tanıdı O'nu. Sevmeyeni var mıdır bilemem ama seveni çoktu O'nu. Gazeteci olarak İzmir'e çok hizmeti geçti. Adam 6-7 yılda 60-70 yıllık işler yaptı. E bu insanla aynı ekranı paylaşmayacağımda kiminle paylaşacağım ben?"

FATOŞ DURAK'TA BOŞ DURMAMIŞ DERSİNE ÇALIŞMIŞ

"- Öyle mi?"

"- Evet öyle... Mesleğinin 1 numarası. Adam yürüyen okul. Gazeteciliği de televizyonculuğu da yerinde ve ustasından öğrenecek olmanın heyecanı var içimde. Ben verdiğim kararın doğru olduğunu düşünüyorum. İkimiz bu ülke için çok önemli işlere imza atacağız. Ben O'na inanıyor O'na güveniyorum. Bundan gerisi de beni ilgilendirmiyor zaten. O programın babası, ben de annesi olacağım. Var mı bunun başka izahı?"

"- Yok tabi... Hayırlı olsun... Sizin adınıza çok sevindik"

"- Teşekkür ediyorum."

YAKINDA KADI DEDESİNİ ANLATAN BİR KİTABI ÇIKIYOR

"- Peki biraz da kitabınızdan söz etsek?"

"- Edelim tabi, kitapla ilgili ne öğrenmek istiyorsunuz?"

"- Kitabınızda Osmanlı döneminde Çeşme bölgesinde kadılık yapan dedenizi anlattığınız bölümler var. İlk defa bir kadının hayatı bir kitapla güncel hale getiriliyor. Üstelikte bunu yazan kadı Hüseyin Vural'ın dördüncü nesil torunu. Yani siz. Neler söyleyeceksiniz?"

"- Bir kere böyle bir dedenin torunu olmaktan gururluyum. Yaşıyor olsaydı eminim oda benimle gurur duyardı. Dedem kadılık yaptığı dönemde Çeşme ve Germiyan bölgesinin sadece hukuk anlamında terazisi değil herkese yardım eden çok özel ve ulvi bir zattı. Banal değildi. Fevkaladenin fevkinde muhteşem bir adalet adamıydı. Hak ve hukuk konularında ki karakteristik özelliğimiz ondan bize geçen genler sayesindedir."

"- Peki dedenizin büyükannenizle yaşadığı çok özel bir aşk hikayesi var. Bundan bahsetmek ister misiniz?"

KADILARDA SEVER

"- Duyduğunuz üzere kitabımın ana temasında dedem ve büyükannemin ölümsüz aşkları var. Kitabımı kitap yapacak olanda o zaten. Öyle büyük bir aşkmış ki yaşadıkları, daha onun gibi bir sevda, onun gibi bir sevgi o tarihten itibaren gelmemiş ne yurduma ne de dünyaya"

"- Yani?"

"- Yanisi şu arkadaşım. Dedem sadece bir kadı olarak görev yaptığı bölgeye adalet dağıtmıyordu. O aynı zamanda bölgenin en zengin insanlarındandı. Tarlalarında çalışmak için Sakız Adası'ndan teknelerle, kayıklarla Germiyan'a Yunan gündelikçiler gelir ve bila ücret onlardan hizmet alırdı. Gelenler arasında adı Veronica olan güzel bir hanım dikkatini çekti dedemin. Açıkçası dedem sevdi Veronica'yı. Yakınlaştılar. Veronica'da boş değildi dedeme. Zamanla birbirlerini sevdiler. Hem de çok sevdiler. Veronica Rum'du. Ama dedemin dil din, ırk gibi saplantıları yoktu. Delikanlı gibi sevdi ve delikanlı gibi evlendi sevdiği ile. Veronica'sının adını Veciye olarak değiştirdi. Mutlu mesut bir ömür yaşadılar el ele, kol kola, diz dize, göz göze. Dedelerimiz, büyükannelerimiz, onlardan da annelerimiz babalarımız geldi dünyaya. Günümüzde ise bizleriz Kadı Hüseyin Vural ve kıymetli eşi büyük-büyük annemiz (Veronica) Veciye'nin adını ve soyunu yaşatan."

SEVDANIN HAYIRLISI AYAĞA GELENDİR

"- Kitapta ele aldığınız bu aşkı tek bir cümleyle anlatın dersek, ne söylersiniz"

"- Hayırsız sevdalar; peşlerinde koştuklarımızdır. Hayırlı olanlarsa; hiç ummadığınız anlarda gelip gönül kapılarımızı çalanlardır"

"- Oooo çok şey var bu ifadenizde"

"- Öyle mi dersiniz? Pekala, anlamış olmanıza sevindim. Fakat anladığınızı başkalarıyla paylaşmayın olur mu? Çünkü bu da benim özelim "

YORUMLAR

  • 0 Yorum